SEÇİM, YARDIM
Kömür yardımı,
Erzak yardımı,
Çamaşır makinası yardımı,
Soba yardımına da yeni başlanmış.
Halk seçimlerden önce armağanlara boğuluyor. Tabi hak edene gittiği de şüpheli.
Gecekondular bile seçim öncesi konduruluyor.
Sonra çıkıp televizyonlarda" biz garibanı düşünüyoruz" diyorlar.
Bu kandırmacaya hiç bir yönetimde rastlanmadı. Zavallı halkım çaresiz, bilinçsiz
aldanmaya
devam ediyor. Keşke yapılanlarda samimi olunsa. Duyduğuma göre,
ayakkabı yardımı yapıldığında tekini verip, diğerini "oydan sonra "diye
garantiye alıyorlarmış (!)
Şaka gibi...
Stalin'nin tavuğu diye bir hikaye var. Paylaşayım sizinle..
Stalin
en sadist cinayetlerini planladığı çalışma odasına yakın dostlarını
toplamış sohbet ediyordu. Votka şişelerinin biri gidip, diğeri
geliyordu. Kafalar iyice dumanlanmıştı. Saçını ihtilalde, halk içinde,
devlet yönetiminde, bürokraside ağartmış dostlarım... Söyleyin bakalım
halkın yönetime bas eğmesi, kayıtsız şartsız itaat etmesi için
yöneticiler ne yapmalı, nasıl davranmalıdır? Her dumanlı kafadan bir
ses çıktı.. Kimisi adaletten, haktan söz etti.. Kimisi demokrasiden.
... Kimisi sürgünden, sehpadan, hapisten... Bir kadeh daha votka
çekerek şöyle dedi: Yönetimi eline geçiren hükümdarın Tanrıdan pek
farkı yoktur! Halkın karşınızda başeğip durması için ne yapmanız
gerektiğini durun da su beyinsiz kafalarınıza çivi gibi çakayım...
Hemen hizmetçileri çağırıp emretti. "Çabuk bana bir tavuk getirin"
Aceleyle bir tavuk kapıp getirdi adamları.. Stalin, adamlarının gözleri
önünde başladı canlı canlı tüylerini yolmaya tavuğun... Bütün tüyleri
yolunup cascavlak kalan tavuğu odanın ortasına salıverdi, lider..
"Şimdi izleyin bakalım nereye gidecek bu şaşkın tavuk" Zavallı tavuk bu
azaptan kaçıp kurtulayım diye aralık kapıdan dışarı canını atayım
diyor, soğuktan tir tir titriyor.. Masaların altına giriyor, köşeli
masa ayakları canını yakıyor... Duvar diplerine koşuyor teleksiz,
tüysüz kanatları yara bere içinde kalıyor... Şömineye yaklaşıyor tüysüz
derisi kavruluyor... Çaresiz, tüylerini yolan Stalin'in bacakları
arasına saklanıp, sığınıyor.. O zaman Stalin, cebinden bir avuç yem
çıkarıp önüne tane tane atıveriyor yolunmuş tavuğun...Yemlenen tavuk,
Stalin nereye yönelse peşinden koşuveriyor.. Ağızları bir karış açık
kalan dostlarına bakıp, pos bıyıklarının altından gülerek şöyle diyor
Stalin: "Gördünüz mü, Halk dediğiniz topluluk bu tavuk gibidir.
Tüylerini yolup al ve serbest bırak... O zaman yönetmek kolay olur..
Aktardığım
bu hikaye, gerçekten olmuş mu, bilemiyorum. Ancak, "Stalin'in Tavuğu"
diye bir söz var.. Bu sözle örtüşen nice halk, nice yönetici görmedik
mi biz de şu kısacık yaşamımızda..
Güncel yardımlar her gün şekil değiştirdikçe, Aklıma hep bu hikâye geliyor!
Yolunmuş tavuk olmayacağımız günler için, farkındalıkla kalın.
04 Mar 2009
(0)